Üçleme (Teslis) Yanılgısı | Harun Yahya | Beyaz Siteler

Üçleme inancı neden bir tehlikedir?

Bazı Hristiyanların savunduğu üçleme ve üçlü birlik inancı, çok ciddi bir yanılgı, Allah'a ve Hz. İsa (as)'a atılmış büyük bir iftira olmasının yanı sıra aynı zamanda çok ciddi bir tehlikedir. Hristiyanların üçleme inancının getirdiği ve getirebileceği bu tehlikelerin farkında olmaları büyük bir önem taşımaktadır. Bu tehlikelerin bazıları şunlardır:

Şirk tehlikesi

Gerek İncil'e ve Tevrat'a göre, gerekse Kuran'a göre Allah'a ortaklar koşmak "şirk" anlamına gelir. Dolayısıyla samimi Hristiyanlar, üçleme inancı ile farkında olmaksızın Hz. İsa (as)'ı Allah'a ortak koşarak (Allah'ı tenzih ederiz) bu büyük şirk tehlikesinin içine düşmektedirler. Bu şirk tehlikesi, göz ardı edilebilecek bir konu değildir. Yüce Allah Kuran'da bu büyük tehlikeden dolayı neredeyse, "gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçecekti" diye buyurmaktadır (Meryem Suresi, 90). Şirk, Allah'ın Katında büyük bir suçtur. Allah Kuran'da bu günahı işleyenlere karşı tehdidini şöyle bildirmektedir:

Gerçekten, Allah, Kendisi'ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.
(Nisa Suresi, 48)

Allah, İncil'de de Hristiyanlara şirki yasaklamıştır:

Ölümsüz Allah'ın yüceliği yerine ölümlü insana, kuşlara, dört ayaklılara, sürüngenlere benzeyen putları yeğlediler [Allah'ı tenzih ederiz]... Onlar Allah ile ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan'ın yerine yaratılana tapıp kulluk ettiler. [Allah'ı tenzih ederiz.] Oysa Allah sonsuza dek övülmeye layıktır...
(Pavlus'tan Romalılara Mektup, 1:23-25)

İsa ona şu karşılığı verdi: "'Allah'ın olan Rab'be tap, yalnız O'na kulluk et' diye yazılmıştır."
(Luka, 4:8)

Üçleme adı altında aslında tek İlah'a taptıklarını; (Allah'ı tenzih ederiz) tek bir varlığın beden, ruh ve bilinç gibi üç farklı yönde tezahür ettiğini iddia eden Hristiyanlar kendilerini bu şirk tehlikesinin dışında saymamalıdırlar. Her şeyin Yaratıcısı olan ve her an bizimle birlikte olan Bir Allah'ı kabul etmek yerine böyle bir karmaşanın içinde yaşamak hak dinden uzaklaşmaktır. Bir Allah'a kalpten bağlanmak yerine üçlü birlik gibi izahlarla putperestlerin batıl dinini hatırlatan farklı bir din uygulanması büyük bir sapmadır. Bu tür izahların ardına sığınarak Tek Allah'a iman ettiğini söyleyenler de çok dikkatli olmalıdırlar. Üçlemeye inanan bir Hristiyan tek Allah'a inanmak istiyor olabilir, kendisini o şekilde de görüyor olabilir ve bu güzel bir şeydir. Fakat üçleme inancı, asla Tek Allah inancı değildir. Bir Hıristiyan kabul etse de etmese de üçleme ile açıkça sözde başka varlıkların da ilahlığına hükmetmekte ve böylelikle şirke girmektedir.

Rabbimiz bir Kuran ayetinde Hristiyanlardan teslis yanılgısı içinde olanları şu hikmetli sözlerle uyarmaktadır:

Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('OL' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan Yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.
(Nisa Suresi, 171)

Emeklerin boşa gitmesi tehlikesi

Üçleme yanılgısı ile samimi Hristiyan kardeşlerimizin karşı karşıya kalacağı en büyük tehlikelerden biri de, Allah adına yaptıklarını iddia ettikleri tüm emeklerin boşa gitmesi ihtimalidir. Hatırlatmaları ve uyarıları dikkate almadan, sırf bu yanılgıdan dolayı şirk içinde yaşayan, bu konuda vicdanına başvurmayan, fakat kendisini doğru yolda zanneden Hristiyanlar için bu çok büyük bir tehlikedir. Böyle bir tehlikenin küçük görülmemesi gerekmektedir. Allah Kuran'da, "çalışmış, boşuna yorulmuş" olanları haber vermiştir (Gaşiye Suresi, 3). Yine bir Kuran ayetinde, "Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar" diye belirtilmektedir (Kehf Suresi, 104). Tevrat'ta ise samimi iman edenlerin duaları şöyledir:

"Tanrımız Rab bizden hoşnut kalsın. Ellerimizin emeğini boşa çıkarma. Evet, ellerimizin emeğini boşa çıkarma."
(Mezmurlar 90:17).

Dolayısıyla Rabbimiz'in önceden uyardığı gibi ahirette, kendisini doğru yolda zanneden, çalışıp emekleri boşa çıkan insanlar olacaktır. Samimi bir dindarın böyle bir tehlikeyi kendisinden uzak görmemesi, vicdanına başvurması şarttır. Yıllarca üçleme inancının doğru olduğu telkinini almış Hristiyan kardeşlerimizi, Allah, şu anda bu hatırlatma ve uyarılarla vicdani bir muhasebe yapmaya çağırmaktadır.

Gizli dinsizlik, münafıklık ve ateizm tehlikesi

Üçleme inancının getirdiği en büyük tehlikelerden bir diğeri ise, bu yanlış inancın gizli dinsizliğe yol açması veya insanları ateizme sürüklemesidir. İncil'i iyi bilen herhangi bir insanın, üçleme inancının mantıksızlığını kavraması elbette ki güç değildir. Aslında Hristiyanların neredeyse tamamı bu gerçeğin farkındadır. Fakat çeşitli tevillerle kendilerini buna inandırmakta veya "inanmazsan dinden çıkarsın" tehdidi nedeniyle birçoğu suskun kalmaktadır.

Bazıları ise içten içe inanmadıkları bu inançtan dolayı dinsizliğe sürüklenmektedir. İşte bu çok büyük bir tehlikedir. Hristiyanlık dininin içinde, üçleme inancının geçersizliğini bildiği halde dindar gibi görünmek zorunda kalan gizli dinsizler bulunmaktadır. Bu batıl inançtan dolayı imanını kaybeden gizli dinsizler, Hristiyanlık içindeki münafıklık tehlikesini oluşturmaktadır. Münafıklar ise, tıpkı Müslümanlık ve Musevilikte olduğu gibi, Hristiyanlık içinde fitne ve ayrılıklara sebep olmak; onları güçsüzleştirmek, ibadetlerden uzaklaştırabilmek için geliştirilen tehlikeli bir topluluk ve batıl inançların kaynağıdırlar.

Bunun yanı sıra, asırlardır gittikçe artan sayıda Hristiyan, akıl ve mantıkla çelişen üçleme inancı nedeniyle, tamamen inkara sapıp ateist olmuştur. Söz konusu ateistler inançsızlıklarının gerekçesi olarak, Hristiyanlığın içindeki çelişki ve zorlama mantıkları öne sürmektedirler. Üçleme yanlısı Hristiyanlar da bu durumun kuşkusuz ki farkındadırlar.

Hıristiyan tebliğini dinleyen kişilerin üçleme konusunda kanaatlerinin gelmemesinin, onları gizli dinsizliğe, münafıklığa veya ateizme sürüklemesi ihtimali elbette bir tehlikedir. Elbette ki bir insan, eğer gerçekten samimi ise, Allah'a kalpten yönelerek en doğrusunu görmeye, anlamaya çabalamak ve vicdanının kendisine gösterdiğini yerine getirmekle yükümlüdür. Fakat yine de bu tehlike hiçbir şekilde görmezden gelinmemelidir.

Üçleme inancının getirdiği dinsizlik tehlikesinin ne kadar büyük fikri ve fiili çatışmalara yol açtığını Hristiyanlık tarihinden de anlamak mümkündür. Bu çatışmalar günümüzde hala devam etmektedir. Hak olan bir inancın böylesine büyük karmaşaların ve fitnelerin kaynağı olabilmesi mümkün değildir. Bazı Hristiyanlar bu büyük tehlikenin çapını şimdiye dek pek fark edememiş olabilirler. İncil'in hükmü diyerek, atalarından gelmiş bir inancı farkında olmaksızın ayakta tutmaya çalışıyor olabilirler. Ancak bu, kesin olarak Allah'ın emrine aykırı bir inançtır. İncil'e akıl ve vicdan gözüyle baktıklarında ve batıl bir inancın getirdiği fitneleri gördüklerinde, bunu çok iyi anlayacaklardır. Dolayısıyla samimi Hristiyanlara çağrımız Allah'a sığınarak, tüm telkinlerden ve Hristiyan dünyasında yerleşmiş yanlış inançlardan arınarak akılcı düşünmeleri ve bu konuda katıksızca vicdanlarıyla karar vermeleridir.